Uğur Mumcu / Bu Da Mı Atatürkçü?

Tarihçiler, İsa’nın doğumunu ölçü alıp zamanı, “Milattan Önce” ve “Milattan Sonra” diye ikiye ayırırlar. Basınımızdaki Atatürkçüleri de “12 Eylül’den önceki Atatürkçüler” ve “12 Eylül’den sonraki Atatürkçüler” olmak üzere ikiye ayırmak gerekir.Bu da yetmez. Geriye dönüp, “12 Mart öncesi Atatürkçüleri” diye ayrımlar da yapılabilir.

 

İzlediğiniz gibi, bu köşede belge, kanıt, tarih ve sayı olmadan hiçbir sav ileri sürülmez. Bu savımızı da bir yayına dayandırıyoruz. 12 Eylül sonrası Atatürkçülerden Tercüman gazetesi yazarı Ahmet Kbaklı efendinin, 12 Mart 1971 tarihinden önceki bir yazısının ilginç bölümlerini geliniz birlikte okuyalım. Tarih: 10 Kasım 1970, yazının başlığı: ” Ramazan’da 10 Kasım”, gazete: Tercüman, yazarı: Ahmet Kabaklı…

Okuyoruz:

- Büyük Allah ile yetinmeyerek, daha doğrusu onu asla anlayıp hissetmeyerek ve yüce Kur’anın ulu peygambrinin rehberliğininin kıymetini bilmeyerek, Gazi Mustafa Kemal’den kah bir “tanrı”, kah bir “peygamber” çıkarmaya kalkanlar… Onu hiçbir dine sığdırmayarak tabutu, sandukası ve heykelleri etrafında yeni acayip ayinler icadına kalkanlar, bu mübarek ay ile 10 Kasım’ın iç içe gelişine dikkat etsinler, ruhlarını yıkasın, ihrtiras ve kötülüklerden arınsın ve hatadan dönmenin fazilet olduğunu öğrensinler…

 

Kabaklı efendinin bu görüşlerini öğrendikten sonra aynı yazıdan bir de şu bölümü okuyalım:

- Sonra birtakım dalkavuklar toplandılar; O ‘nda uzun bir süre uğraşarak meydana getirmeye çalıştıkları kibiri okşamak için “Atatürk” sıfatını verdiler parmak zoru ile. Niçin Atatürk? Mustafa Kemal’den önce Türklük yok mu idi? Veya Türklük ondan mı doğmuştu?..

 

Kabaklı efendinin 10 Kasım 1970 tarihinde “Gün Işığında” köşesinde yayınladığı Atatürk ile ilgili düşünceleri bunlardır.

Şimdi bu satırlaın yazarı Kabaklı efendi Atatürkçü, başkaları değil öyle mi?.. Atatük’e “Atatürk” denmesine karşı çıkıp, “Türklük ondan mı doğmuştu” diyecek kadar kendinden geçmiş bir Kabaklı Atatürkçü de; Atatürk’ün ilke ve devrimlerine, yaşamlarının her devrinde, hiçbir siyasal iktidara ödün vermede sımsıkı sarılmış olanlar, “Atatürk düşmanı” öyle mi?

 

Kurtuluş Savaş, Türk ulusunun emperyalizm ile pençe pençe dövüşerek yeniden doğduğu bir savaş, bir kutsal isyandır. Atatürk, bu kutsal isyanın yüce komutanı, lideri ve ulusumuza yön veren bir devrimcidir. Ve elbette “Atatürk” adı O’na, Türk ulusu tarafından armağan edilmişti. Çünkü Atatürk adı ile Türk ulusu özdeşleşmişti ve çünkü Türk ulusu, “Osmanlı” ipoteklerinden kurtulup yeniden doğmuş, ulus olarak benliğine, kişiliğine ve onuruna kavuşmuştu.

Kabaklı efendinin bu satırlarını okuyunca Atatürk’ü Kurtuluş Savaşı’nda Dikmen Tepeleri’nde karşılayan Ankaralılardan, rahmetli babamın sık sık anımsattığı şu satırları mırıldandım; gelin bu türküyü hep birlikte söyleyelim:

 

Ankara’nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak / Uyan uyan Gazi Kemal / Şu dünyanın işine bak …

 

CUMHURİYET (13 Aralık 1980)

Etiket:

 

Editör Hakkında

Diğer Ekledikleri

 

0 Comments

You can be the first one to leave a comment.

Leave a Comment